Bilgisayar başında çalışıp, fazla kilolarından kurtulmak isteyenlere müjde! 'Masa başı diyeti' tam size göre!
Zayıflama merkezi, spor salonu dolaşmadan; sağlığınızı tehlikeye atacak ilaçlar içmeden de incelmeniz mümkün. Yeni Aktüel dergisinden Aslı Ortakmaç'ın derlediği habere göre; 'masa başı diyeti' adı verilen beslenme düzeniyle sağlıklı kilo vermek çok kolay.
Açlık hissini su ile giderin
Mesela, öncelikle masanızda havuç, salatalık ve bir paket galetaya yer açın. Mideniz zil çalmaya başladığında; biraz su için veya kendinize bir bardak meyve çayı hazırlayın.
Gün içinde şeker ihtiyacınızı çikolata yiyerek gidermeye alışıksanız; şekerinizin düştüğünü hissettiğinizde üstü çikolata kaplı mısır gevreğini masanıza yerleştirin.
Aman dikkat! Sadece ama sadece çikolata krizi önlenemez hale geldiğinde bunu yiyin. Çünkü, bu tür atıştırmalıklardan ne kadar tüketirseniz o kadar çok isteyeceksiniz.
Yeşil yapraklıları ihmal etmeyin
Saat 13.00, kafeterya zamanı. Salata barın yakınındaki bir masaya oturmaya ne dersiniz? Yeşil yapraklı sebzeler daha hızlı kilo vermenize yardım edebilir.
Örneğin A, C ve E vitaminleri, potasyum, kalsiyum ve demir yönünden zengin roka, bedeniniz için roket yakıtı etkisi yapabilir. Unutmayın; yeşil yapraklıların rengi koyulaştıkça, içindeki demir miktarı da artar.
Salata soslarına dikkat!
Bu arada; ne kadar azimli davransanız da salata barlar da dahil, her yerin kalori tuzaklarıyla dolu olduğunu unutmayın!
Örneğin; yoğurtlu ve kremalı kremalı salata soslarından uzak durun.
Kokteyl soslar yerine sadece sirke ve limon kullanmayı tercih edin. Sıcak bir şeyler istiyorsanız, bir porsiyon makarna ya da patates yemeği ve sonrası için biraz meyve iyi bir öğün olabilir. Üstelik bu mönü sizi akşamüstüne kadar açlıktan koruyacaktır.
Gerçekten aç mısınız?
Ama en önemlisi, 'masa başı diyeti'nin temel prensibini aklınızdan çıkarmayın: Sadece 'öğle tatili' diye aç olmadığınız halde bir şeyler yemeniz gerekmiyor!
Yemeğe karar vermeden önce kendinize şu soruyu sorun: "Gerçekten aç mıyım?" Cevaptan emin değilseniz; yürüyüş yapıp biraz temiz hava alın. Bu arada da bir elma yiyerek ve ofise döndüğünüzde bir bardak taze meyve suyu içerek kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.
23 Ağustos 2007 Perşembe
Hormonlu gıdaya dikkat!
Gıdaların çoğunun üretiminde sağlığımız için zararlı kimyasallar kullanılıyor. Hormonlu gıdaları ayırt etmek elimizde...
"Bitkilerde büyüme ve gelişmeyi düzenleyici olarak kullanılan, düşük yoğunluklarda dahi etkili olabilen ve bitkilerde sentezlenerek taşınabilen organik maddeler" olarak tanımlanan hormonlar, insan nüfusunun hızla arttığı günümüzde, tarım ürünlerinin verimliliğini artırma amacıyla ne yazık ki bilinçsizce kullanılıyor.
Türkiye’de özellikle domates, patlıcan, patates, kabak, salatalık, üzüm, elma, çilek, kavun, buğday, arpa, yulaf, çavdar ve çeltikte hormona sıkça rastlamak mümkün.
Hormonlu gıdaların zararları
Sıklıkla tüketilen hormonlu gıdalar, vücuttaki hormon dengesinin ve bağışıklık sisteminin bozulmasına, şişmeye, yağlanmaya ve hücreleri zayıflatarak kanser yatkınlığını artırmaya neden olur.
Hormonlu gıdaları nasıl anlarız?
Hormon takviyesi özellikle zamansız yetiştirilen ürünlerde çok fazla uygulanıyor. Bu nedenle, artık her mevsim her şeyi bulabiliyor olsak da, meyve ve sebzeleri normal zamanlarında tüketmeye çalışmalıyız. Bazı sebzelerin tüketilmemesi gereken zaman aralıklarına gelince:
Domates: 15 Ekim - 10 Kasım / 10 Nisan – 5 Mayıs
Patlıcan: 15 Kasım – 15 Mayıs
Kabak: 1 Kasım – 15 Mayıs
Ayrıca meyve ve sebzeler bazı alışılmayan özellikleriyle de size hormon kullanılıp kullanılmadığını belli ederler. Bunlara dikkat edin:
Domates çekirdeksiz, içi çok sulu ve boş,
Kabağın şekli bozuk ve çekirdeksiz,
Patlıcanın içi süngerimsi ve çekirdeksiz,
Biber aşırı büyük ve etli, çekirdek evi boş, etli kısmı sert,
Patates şekilsiz ve yumruları yapışık, içi kara,
Karpuzun çekirdek yerleri boş, ise bu ürünler hormonlu demektir.
"Bitkilerde büyüme ve gelişmeyi düzenleyici olarak kullanılan, düşük yoğunluklarda dahi etkili olabilen ve bitkilerde sentezlenerek taşınabilen organik maddeler" olarak tanımlanan hormonlar, insan nüfusunun hızla arttığı günümüzde, tarım ürünlerinin verimliliğini artırma amacıyla ne yazık ki bilinçsizce kullanılıyor.
Türkiye’de özellikle domates, patlıcan, patates, kabak, salatalık, üzüm, elma, çilek, kavun, buğday, arpa, yulaf, çavdar ve çeltikte hormona sıkça rastlamak mümkün.
Hormonlu gıdaların zararları
Sıklıkla tüketilen hormonlu gıdalar, vücuttaki hormon dengesinin ve bağışıklık sisteminin bozulmasına, şişmeye, yağlanmaya ve hücreleri zayıflatarak kanser yatkınlığını artırmaya neden olur.
Hormonlu gıdaları nasıl anlarız?
Hormon takviyesi özellikle zamansız yetiştirilen ürünlerde çok fazla uygulanıyor. Bu nedenle, artık her mevsim her şeyi bulabiliyor olsak da, meyve ve sebzeleri normal zamanlarında tüketmeye çalışmalıyız. Bazı sebzelerin tüketilmemesi gereken zaman aralıklarına gelince:
Domates: 15 Ekim - 10 Kasım / 10 Nisan – 5 Mayıs
Patlıcan: 15 Kasım – 15 Mayıs
Kabak: 1 Kasım – 15 Mayıs
Ayrıca meyve ve sebzeler bazı alışılmayan özellikleriyle de size hormon kullanılıp kullanılmadığını belli ederler. Bunlara dikkat edin:
Domates çekirdeksiz, içi çok sulu ve boş,
Kabağın şekli bozuk ve çekirdeksiz,
Patlıcanın içi süngerimsi ve çekirdeksiz,
Biber aşırı büyük ve etli, çekirdek evi boş, etli kısmı sert,
Patates şekilsiz ve yumruları yapışık, içi kara,
Karpuzun çekirdek yerleri boş, ise bu ürünler hormonlu demektir.
Hemen kilo vermeyin!
Dengeli ve uzun sürede verilen kilo saç sağlığını olumlu yönde etkiliyor. Çünkü saç, köklerinden ve kan yoluyla besleniyor.
Kullandığınız şampuanlar ve bakım ürünlerinin saçlarımıza ne kadar etkisi olduğunun önemi yoktur. Çünkü saç, köklerinden ve kan yoluyla beslenir. Yani saçlarımızı sadece yediklerimiz besler.
Bilinçli diyet yapın
Bu nedenle saçlarımızın sağlıklı kalabilmesi için önemli olan yeterli ve dengeli beslenmedir. Ağır ve bilinçsizce zayıflamak için yapılan diyet sonrasında saçlar beslenemeyeceği için ciddi saç kayıpları oluşabilir.
Bu kayıpların tedavisi de zaman alan bir süreçtir. Çünkü ağır diyet sonrası kansızlık dediğimiz Anemi (demir eksikliği anemisi) görülebilir.
Demir eksikliğine dikkat!
Bütün besin ve vitaminlerin eksikliğinin yanı sıra tabloya eklenen demir eksikliği saçın daha yoğun dökülmesine neden olur. Saçlar yeniden kazanılır. Ancak bu tedavinin zaman ve sabır gerektiren uzun bir süreç olduğu unutulmamalıdır.
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Ayfer Bankaoğlu, şok diyetlerin saç dökülmesi üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi:
Sağlıklı beslenin
"Saç sağlığını korumanın yolu düzenli ve dengeli beslenmekten geçer. Son yıllarda fast-food tarzı beslenme alışkanlıklarının hızla arttığını görüyoruz. Bu tarz dengesiz ve düzensiz beslenme alışkanlıklarının saç sağlığı üzerindeki zararları her geçen gün artıyor. Sağlıklı ve dökülmeyen saçlar istiyorsanız beslenmenizde protein, çinko, B 12 vitaminleri, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına özen göstermeniz gerekiyor. Bu besinlerin eksikliği saç sağlığınızı olumsuz yönde etkiliyor."
Sigara erken beyazlatıyor
Düzenli sigara ve alkol kullanımı tüm sağlığı etkilediği gibi saç sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Alkol ve sigara kullanımını alışkanlık haline getirmek saçların ölmesine neden oluyor. Özellikle sigara kullananlarda saçların erken beyazladığı saptanmıştır. Ayrıca sigara saçlarda yağlanmaya ve kırılmaya da neden oluyor.
Aklınızda bulunsun
Diyet yapmak isteyenlerin bunu bir beslenme uzmanının kontrolünde yapması gerekir. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden kaçınmalı, protein ağırlıklı beslenmeye özen göstermeli.
.Uyku saatleri düzenlenmeli.
.Stresten uzak durun.
.Çinko, B12, bakır, folik asit içeren besinler tüketin.
Sigara ve alkol kullanımını alışkanlık haline getirmeyin ve mümkünse ikisinden de uzak durun.
.Antioksidan yiyeceklere (sebze meyve gibi) sofranızda sık sık yer verin. Fast- food tarzı beslenme alışkanlıklarından uzak durun.
.Uzman kontrolü dışında saç sağlığınız için önerilen ilaçları kesinlikle kullanmayın.
Kullandığınız şampuanlar ve bakım ürünlerinin saçlarımıza ne kadar etkisi olduğunun önemi yoktur. Çünkü saç, köklerinden ve kan yoluyla beslenir. Yani saçlarımızı sadece yediklerimiz besler.
Bilinçli diyet yapın
Bu nedenle saçlarımızın sağlıklı kalabilmesi için önemli olan yeterli ve dengeli beslenmedir. Ağır ve bilinçsizce zayıflamak için yapılan diyet sonrasında saçlar beslenemeyeceği için ciddi saç kayıpları oluşabilir.
Bu kayıpların tedavisi de zaman alan bir süreçtir. Çünkü ağır diyet sonrası kansızlık dediğimiz Anemi (demir eksikliği anemisi) görülebilir.
Demir eksikliğine dikkat!
Bütün besin ve vitaminlerin eksikliğinin yanı sıra tabloya eklenen demir eksikliği saçın daha yoğun dökülmesine neden olur. Saçlar yeniden kazanılır. Ancak bu tedavinin zaman ve sabır gerektiren uzun bir süreç olduğu unutulmamalıdır.
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Ayfer Bankaoğlu, şok diyetlerin saç dökülmesi üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi:
Sağlıklı beslenin
"Saç sağlığını korumanın yolu düzenli ve dengeli beslenmekten geçer. Son yıllarda fast-food tarzı beslenme alışkanlıklarının hızla arttığını görüyoruz. Bu tarz dengesiz ve düzensiz beslenme alışkanlıklarının saç sağlığı üzerindeki zararları her geçen gün artıyor. Sağlıklı ve dökülmeyen saçlar istiyorsanız beslenmenizde protein, çinko, B 12 vitaminleri, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına özen göstermeniz gerekiyor. Bu besinlerin eksikliği saç sağlığınızı olumsuz yönde etkiliyor."
Sigara erken beyazlatıyor
Düzenli sigara ve alkol kullanımı tüm sağlığı etkilediği gibi saç sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Alkol ve sigara kullanımını alışkanlık haline getirmek saçların ölmesine neden oluyor. Özellikle sigara kullananlarda saçların erken beyazladığı saptanmıştır. Ayrıca sigara saçlarda yağlanmaya ve kırılmaya da neden oluyor.
Aklınızda bulunsun
Diyet yapmak isteyenlerin bunu bir beslenme uzmanının kontrolünde yapması gerekir. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden kaçınmalı, protein ağırlıklı beslenmeye özen göstermeli.
.Uyku saatleri düzenlenmeli.
.Stresten uzak durun.
.Çinko, B12, bakır, folik asit içeren besinler tüketin.
Sigara ve alkol kullanımını alışkanlık haline getirmeyin ve mümkünse ikisinden de uzak durun.
.Antioksidan yiyeceklere (sebze meyve gibi) sofranızda sık sık yer verin. Fast- food tarzı beslenme alışkanlıklarından uzak durun.
.Uzman kontrolü dışında saç sağlığınız için önerilen ilaçları kesinlikle kullanmayın.
Akşamcılar için risk büyük...
Haftanın hemen hemen her günü çok içki tüketen erkeklerin ölüm riskleri artıyor.
Japon bilim adamlarının, 89 bin orta yaşlı kadın ve erkek üzerinde 13 yıl boyunca yaptığı araştırma, haftanın hemen hemen her günü çok içki tüketen erkeklerin herhangi bir nedenle ölüm risklerinin arttığı, ancak aynı miktarda içen fakat içkiye haftada bir iki gün ara verenlerin ölüm riskinde artış saptanmadığını ortaya koydu.
Araştırmaya katılanlar erkeklerin yüzde 68’inin düzenli olarak içki içtiği, bu oranın kadınlarda yüzde 11’de kaldığı, bu nedenle söz konusu durumun kadınlar üzerindeki etkisinin incelenmediği belirtildi.
Sonuçları American Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarı Tomomi Marugame, araştırmanın, haftada birkaç kez alem yapmanın sağlığa zararı olmadığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Japon bilim adamlarının, 89 bin orta yaşlı kadın ve erkek üzerinde 13 yıl boyunca yaptığı araştırma, haftanın hemen hemen her günü çok içki tüketen erkeklerin herhangi bir nedenle ölüm risklerinin arttığı, ancak aynı miktarda içen fakat içkiye haftada bir iki gün ara verenlerin ölüm riskinde artış saptanmadığını ortaya koydu.
Araştırmaya katılanlar erkeklerin yüzde 68’inin düzenli olarak içki içtiği, bu oranın kadınlarda yüzde 11’de kaldığı, bu nedenle söz konusu durumun kadınlar üzerindeki etkisinin incelenmediği belirtildi.
Sonuçları American Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarı Tomomi Marugame, araştırmanın, haftada birkaç kez alem yapmanın sağlığa zararı olmadığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Sara nöbetini tetikleyen notalar
Prof. Dr. Erdal Işık, Tuna Valsi, Beşinci Senfoni ve İbrahim Tatlıses'in bazı türkülerinin sara nöbetlerini tetiklediğini söyledi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işık, bazı müziklerin sara nöbetini tetiklemesinin beynin dominant olmayan yarımküresiyle ilişkili olduğunun ileri sürüldüğünü de sözlerine ekledi.
Dostoyevski'nin sara nöbetlerinde olduğu gibi nöbet öncesi kısa süreli ve kişiye zevk veren haberci dönemlerinin izlenebilmesi, bu nöbetlerde beynin yan ve duygularla ilişkili limbik sisteminde de rolü olabileceğini düşündürdüğünü belirten Işık, beyin işlevini ortaya koyan çalışmalarda ise ses, ritim, melodi ve armoninin müzik kulağının beynin sağ yarımküresiyle ilişkili olduğunu dile getirdi.
Sesin şiddetindeki değişmelerin ya da müzikle öğrenme ve düşünceleri müzikle harekete geçirme gibi düşünce kalıplarının beynin sol yarımküresiyle ilişkili olduğunu belirten Işık, depresyonda da hızlı ritimli müzik parçalarının olumlu rol oynayabileceğini söyledi.
Kişiyi dış dünyaya bağlıyor
Işık, müziğin bulimia ve anorekside yiyecek saplantısının yerine konabileceğini, diğer kişilerde ise iletişim kurma ve uğraşı tedavisinde, bunama olan kişilerde de kişiyi dış dünyaya bağlayan bir aracı olarak kullanılabileceğini açıkladı.
Sevdiği insanlarla bir araya gelmeli
Tedavide hastanın akli ve psişik güçlerini artırmanın, mücadele için cesaret vermenin ve sevdiği insanlarla biraraya getirip en iyi müziği dinletmenin gerekli olduğunu belirten Işık, Türk müziğinin de çeşitli etkileri olduğunu belirtti.
Işık, hicaz makamının alçak gönüllülük verici, rast ve mahur makamının neşe ve huzur verici, hüseyni makamının sükunet ve rahatlık verici, saba makamının cesaret ve kuvvet verici, uşşak makamının gülümsetici ve acemaşiran makamının ise gevşetici olduğunu kaydetti.
Müzikle terapinin tedavi girişimlerinin sınırlı olan psikiyatrik hastalıklarda yardımcı bir tedavi yaklaşımı olarak ele alınabildiğini belirten Işık, ancak tek başına iyileştirici bir yöntem olarak düşünmenin doğru olmadığını söyledi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işık, bazı müziklerin sara nöbetini tetiklemesinin beynin dominant olmayan yarımküresiyle ilişkili olduğunun ileri sürüldüğünü de sözlerine ekledi.
Dostoyevski'nin sara nöbetlerinde olduğu gibi nöbet öncesi kısa süreli ve kişiye zevk veren haberci dönemlerinin izlenebilmesi, bu nöbetlerde beynin yan ve duygularla ilişkili limbik sisteminde de rolü olabileceğini düşündürdüğünü belirten Işık, beyin işlevini ortaya koyan çalışmalarda ise ses, ritim, melodi ve armoninin müzik kulağının beynin sağ yarımküresiyle ilişkili olduğunu dile getirdi.
Sesin şiddetindeki değişmelerin ya da müzikle öğrenme ve düşünceleri müzikle harekete geçirme gibi düşünce kalıplarının beynin sol yarımküresiyle ilişkili olduğunu belirten Işık, depresyonda da hızlı ritimli müzik parçalarının olumlu rol oynayabileceğini söyledi.
Kişiyi dış dünyaya bağlıyor
Işık, müziğin bulimia ve anorekside yiyecek saplantısının yerine konabileceğini, diğer kişilerde ise iletişim kurma ve uğraşı tedavisinde, bunama olan kişilerde de kişiyi dış dünyaya bağlayan bir aracı olarak kullanılabileceğini açıkladı.
Sevdiği insanlarla bir araya gelmeli
Tedavide hastanın akli ve psişik güçlerini artırmanın, mücadele için cesaret vermenin ve sevdiği insanlarla biraraya getirip en iyi müziği dinletmenin gerekli olduğunu belirten Işık, Türk müziğinin de çeşitli etkileri olduğunu belirtti.
Işık, hicaz makamının alçak gönüllülük verici, rast ve mahur makamının neşe ve huzur verici, hüseyni makamının sükunet ve rahatlık verici, saba makamının cesaret ve kuvvet verici, uşşak makamının gülümsetici ve acemaşiran makamının ise gevşetici olduğunu kaydetti.
Müzikle terapinin tedavi girişimlerinin sınırlı olan psikiyatrik hastalıklarda yardımcı bir tedavi yaklaşımı olarak ele alınabildiğini belirten Işık, ancak tek başına iyileştirici bir yöntem olarak düşünmenin doğru olmadığını söyledi.
Afrodizyak her zaman uyarmıyor
Çin de yapılan araştırmalara göre, yiyecekler mideyi olduğu kadar ruhu ve libidoyu da besliyor.
Çikolata, çilek, muz, incir, şeftali, nar, istiridye, havyar, kuşkonmaz ve domates gibi besinler sağlık ve enerji vermekle kalmıyor, cinsel isteği de artırıyor ama doğru miktarlarda tüketilirse. Bazıları fazla tüketilirse uyku yapıyor.
İngiliz araştırmacılara göre de sağlık için zaten önemli olan bazı besinler aynı zamanda sihirli bir seks iksiri. Taylight Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Berrin Yiğit,
"Afrodizyak etkisi bilinen çilek, domates, çikolata ve fındık gibi besinleri faydalı olması için doğru miktarlarda tüketmek önemli" diyor.
Fındık başı çekiyor
Afrodizyaklar arasında en çok tüketilen besinlerin muz, çilek, çikolata ve fındık olduğunu belirten Diyetisyen Berrin Yiğit,
"Magnezyum deposu olan muz hem strese karşı çok etkili hem de mutluluk hormonu endorfinden zengin. Alınması gereken muz miktarı ise çikita olmamak kaydıyla günde bir orta boy. Kilo problemi olmayanlar ceviz, bal veya pekmez eşliğinde muz yiyerek afrodizyak etkiyi artırabilirler. Güçlü bir C vitamini deposu olan çilek ise cinselliği arttırıcı etkisi yanında antiaging etkisi ile de dikkat çekiyor. E vitamini içeriği cinsel organlara giden kan dolaşımını arttırıyor, Mutluluk hormonlarının salgılanmasında da etkili olan çilek cinsel hayata ve ruhsal duruma yön vermede başarılı bir gıda, günlük tüketilmesi gereken miktar ise 10 adet orta boy çilek" diyor.
Magnezyum ve fosfor cinsellikte etkili
"4-5 parça bitter çikolatayı benmari usulü eritip çileklere batırarak sevgilinizle paylaşabilir, bu eşsiz tadın yarattığı keyifle mutluluğunuzu artırabilirsiniz” diyen Yiğit, Magnezyum, fosfor ve kafein içeren ve önemli afrodizyaklardan biri olan çikolatanın fazla tüketilmemesini öneriyor: “İçerisindeki magnezyum ve fosfor cinselliğe yardımcı olur ancak çikolatanın fazlasından sakınılmalı, koyu renkli kakao içeriği yüksek olanlar tercih edilmeli. 2 parça bitter çikolata makul ölçüdür fazlası kan şekerinizi yükseltip uyku hali yaratabilir."
Her zaman kararında tüketin
Fındık, ceviz ve badem Omega 3 yağ asit içeriği ile cinsel gücü arttıran en önemli kuruyemişler arasında sayılıyor. Ancak yağlı tohum olan bu yemişlerin yüksek kalorilerinden dolayı günde en fazla 10 adet tüketilmesi tavsiye ediliyor.
Afrodizyak besinlerin günlük beslenme programında yer alması gereken miktarlarını; 10 adet çilek, 1orta boy muz, 3 tane incir, 1 adet tüysüz şeftali, yarım nar, 5 parça bitter çikolata, 4 küçük boy istiridye, bir tatlı kaşığı havyar, 5 adet taze kuşkonmaz, bir porsiyon domatesle sotelenmiş mantar, 3 büyük boy domates veya 8 tane çeri domates, 3 tane kereviz olarak özetleyen Yiğit, bu sebzelerin sinerjistik etkilerinden dolayı beraber tüketilmesini öneriyor.
Fesleğen, maydanoz ve zencefil... Baharatların yemeklere farklı ve sürpriz aromalar katarak en pratik yemeği bile ziyafete dönüştürebildiğini belirten Berrin Yiğit,
"Mutfağınızda zengin bir baharat köşesi yaratın ve maceracı olup değişik kombinasyonlar deneyin” diyor ve ekliyor: “Özel önerilerim ise fesleğen, maydanoz, zencefil, kara biber, karanfil ve kişniştir. Sarımsak, soğan gibi ağır aromalı tatlandırıcılardan ise kaçınılmasında fayda var."
Tülay Sağlam / NTV-MSNBC
Çikolata, çilek, muz, incir, şeftali, nar, istiridye, havyar, kuşkonmaz ve domates gibi besinler sağlık ve enerji vermekle kalmıyor, cinsel isteği de artırıyor ama doğru miktarlarda tüketilirse. Bazıları fazla tüketilirse uyku yapıyor.
İngiliz araştırmacılara göre de sağlık için zaten önemli olan bazı besinler aynı zamanda sihirli bir seks iksiri. Taylight Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Berrin Yiğit,
"Afrodizyak etkisi bilinen çilek, domates, çikolata ve fındık gibi besinleri faydalı olması için doğru miktarlarda tüketmek önemli" diyor.
Fındık başı çekiyor
Afrodizyaklar arasında en çok tüketilen besinlerin muz, çilek, çikolata ve fındık olduğunu belirten Diyetisyen Berrin Yiğit,
"Magnezyum deposu olan muz hem strese karşı çok etkili hem de mutluluk hormonu endorfinden zengin. Alınması gereken muz miktarı ise çikita olmamak kaydıyla günde bir orta boy. Kilo problemi olmayanlar ceviz, bal veya pekmez eşliğinde muz yiyerek afrodizyak etkiyi artırabilirler. Güçlü bir C vitamini deposu olan çilek ise cinselliği arttırıcı etkisi yanında antiaging etkisi ile de dikkat çekiyor. E vitamini içeriği cinsel organlara giden kan dolaşımını arttırıyor, Mutluluk hormonlarının salgılanmasında da etkili olan çilek cinsel hayata ve ruhsal duruma yön vermede başarılı bir gıda, günlük tüketilmesi gereken miktar ise 10 adet orta boy çilek" diyor.
Magnezyum ve fosfor cinsellikte etkili
"4-5 parça bitter çikolatayı benmari usulü eritip çileklere batırarak sevgilinizle paylaşabilir, bu eşsiz tadın yarattığı keyifle mutluluğunuzu artırabilirsiniz” diyen Yiğit, Magnezyum, fosfor ve kafein içeren ve önemli afrodizyaklardan biri olan çikolatanın fazla tüketilmemesini öneriyor: “İçerisindeki magnezyum ve fosfor cinselliğe yardımcı olur ancak çikolatanın fazlasından sakınılmalı, koyu renkli kakao içeriği yüksek olanlar tercih edilmeli. 2 parça bitter çikolata makul ölçüdür fazlası kan şekerinizi yükseltip uyku hali yaratabilir."
Her zaman kararında tüketin
Fındık, ceviz ve badem Omega 3 yağ asit içeriği ile cinsel gücü arttıran en önemli kuruyemişler arasında sayılıyor. Ancak yağlı tohum olan bu yemişlerin yüksek kalorilerinden dolayı günde en fazla 10 adet tüketilmesi tavsiye ediliyor.
Afrodizyak besinlerin günlük beslenme programında yer alması gereken miktarlarını; 10 adet çilek, 1orta boy muz, 3 tane incir, 1 adet tüysüz şeftali, yarım nar, 5 parça bitter çikolata, 4 küçük boy istiridye, bir tatlı kaşığı havyar, 5 adet taze kuşkonmaz, bir porsiyon domatesle sotelenmiş mantar, 3 büyük boy domates veya 8 tane çeri domates, 3 tane kereviz olarak özetleyen Yiğit, bu sebzelerin sinerjistik etkilerinden dolayı beraber tüketilmesini öneriyor.
Fesleğen, maydanoz ve zencefil... Baharatların yemeklere farklı ve sürpriz aromalar katarak en pratik yemeği bile ziyafete dönüştürebildiğini belirten Berrin Yiğit,
"Mutfağınızda zengin bir baharat köşesi yaratın ve maceracı olup değişik kombinasyonlar deneyin” diyor ve ekliyor: “Özel önerilerim ise fesleğen, maydanoz, zencefil, kara biber, karanfil ve kişniştir. Sarımsak, soğan gibi ağır aromalı tatlandırıcılardan ise kaçınılmasında fayda var."
Tülay Sağlam / NTV-MSNBC
Kanser kalkani yiyecekler
Şişmanlarda kanser riski normal kilolulara göre iki kat daha fazla. Özellikle kadınlarda meme kanseri riskini ikiye katlıyor.
Şişmanlarda kanser riski normal kilolulara göre iki kat daha fazla.
Şişmanlığın, özellikle kadınlarda meme kanseri riskini ikiye katladığını vurgulayan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Dalı Uzmanı Yasemin Bölükbaşı, kanserden korunmak için şu önerilerde bulunuyor:
. Doğal besinleri tercih edin, sebze ve meyveyi mevsiminde yiyin. Dengesiz beslenme kanser riskini yüzde 35 artırır; bu nedenle sofranızda, çeşitli besinlere yer vererek bir gökkuşağı oluşturun. Günde 5 öğün meyve-sebze tüketmek, kanser riskini yüzde 20 azaltır. Düzenli beslenme; kalın bağırsak ve mide kanseri riskini yüzde 90 azaltır.
. Sigara; kanser riskini yüzde 30, enfeksiyon hastalıklarını yüzde 10 artırır. Sigara içmemek sizi kanserden yüzde 30 oranında korur.
. Düzenli egzersiz yapın; egzersiz, insanı kanserden yüzde 30-40, kadınları meme kanserinden yüzde 60 oranında korur.
. Antioksidan içeren ürünler fizyolojik etki yapar. Bol bol brokoli, çay, fındık, ceviz, badem, domates, lahana, keten tohumu, karnabahar, brüksel lahanası, balık, soya, süt ve süt ürünleri tüketin.
Fındık, ceviz ve badem kolesterolün yükselmesini önler, kemik gelişimini destekler. Havuç; C ve B vitamini içerir, kanser riskini azaltıcı antioksidan içerir.
. Yeşil çay içmek sağlık için iyidir ancak 5 dakikadan fazla demlemeyin.
Şişmanlarda kanser riski normal kilolulara göre iki kat daha fazla.
Şişmanlığın, özellikle kadınlarda meme kanseri riskini ikiye katladığını vurgulayan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Dalı Uzmanı Yasemin Bölükbaşı, kanserden korunmak için şu önerilerde bulunuyor:
. Doğal besinleri tercih edin, sebze ve meyveyi mevsiminde yiyin. Dengesiz beslenme kanser riskini yüzde 35 artırır; bu nedenle sofranızda, çeşitli besinlere yer vererek bir gökkuşağı oluşturun. Günde 5 öğün meyve-sebze tüketmek, kanser riskini yüzde 20 azaltır. Düzenli beslenme; kalın bağırsak ve mide kanseri riskini yüzde 90 azaltır.
. Sigara; kanser riskini yüzde 30, enfeksiyon hastalıklarını yüzde 10 artırır. Sigara içmemek sizi kanserden yüzde 30 oranında korur.
. Düzenli egzersiz yapın; egzersiz, insanı kanserden yüzde 30-40, kadınları meme kanserinden yüzde 60 oranında korur.
. Antioksidan içeren ürünler fizyolojik etki yapar. Bol bol brokoli, çay, fındık, ceviz, badem, domates, lahana, keten tohumu, karnabahar, brüksel lahanası, balık, soya, süt ve süt ürünleri tüketin.
Fındık, ceviz ve badem kolesterolün yükselmesini önler, kemik gelişimini destekler. Havuç; C ve B vitamini içerir, kanser riskini azaltıcı antioksidan içerir.
. Yeşil çay içmek sağlık için iyidir ancak 5 dakikadan fazla demlemeyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)